02 Kasım 2009 - 22:33

Makyaj Yapmayı Seven Blogger Hanımlara

Flormar’ın bloggerlar ile yaptığı çalışma sona ermiş :(

Flormar’dan gelen cicilerimi gören herkesi bir kıskançlık kapladı nedense :D Dayanamadım, ben de sizler için Flormar’la iletişime geçtim.

Blog sahibi ve makyaj yapmayı seven kadınlar, Flormar’ın sitesindeki İletişim formundan blog adreslerini de belirterek ürün deneme pakedi talep edebilirler. Kendiniz hakkında bir kaç detay, yaşınızı ve bu duyuruyu BeyazPano‘da gördüğünüzü eklemeyi unutmayın ;)

*Elbette, ürün gönderme Flormar’ın tercihine ve stoklarına göre değişiklik gösteriyor.

01 Kasım 2009 - 01:47

Flormar’dan Gelen Ciciler

Son günlerde makyaj markalarından dikkatimi çekenlerden biri Flormar‘dı. Ürünleri yenilenmiş, sanal mağazaları açılmıştı. Makyaj bloglarında da sıkça adını duymaya başlamıştım.

Dün sabah ise bir süprizle karşılaştım :) Flormar’dan hoş bir paket gelmişti. İşin ilginç tarafı paketteki renk tonlarının bana tam uyumlu olması :) Kendim seçsem ancak bu kadar olurdu.

devamı »

28 Ekim 2009 - 18:30

Aha, benim bir blogum vardı değil mi?!

Arayı çok açtım değil mi?

Geçen pazartesi yeni bir işe başladım.
“Şunu yapayım, bunu edeyim, aman tema değiştirmeden yazmıyım” diye diye zamanın nasıl geçtiğini farketmedim.2,5 yıllık ev saltanatından sonra, işe dönmenin nasıl bir şey olduğunu tahmin edersiniz :)

İş konusuna gelince, alışma evresindeyiz :) Tadımı biraz kaçıran yol, uzun zaman İstanbul trafiğinden uzak kaldığım için unutmuşum bıraktığı buruk tadı.

Ne diyelim, herşeyin hayırlısı olsun :)

Neler yaptık bi bakalım…

Uzun zamandır gösterime girmesini beklediğimiz Nefes filmini izleme fırsatı bulduk. Bir sinema filminden çok belgesel tadı vardı. “Hıçkıra, hıçkıra ağlarım ben bu filmde” diyordum. Sessizce izlemekle yetindim :)

21 Ekim’de ise Kanal(i)zasyon‘un galasına davetliydik :) Ön gösterim diye galaya kotla katılınca biraz garip kaçmadı değil. Bol ikram, nerdeyse bir salon dolusu tanıdıkla filmi izlemek oldukça keyifliydi. Tabii benim en çok hoşuma giden ve bir canavar gibi hosteslerin üstüne koşarak yaklaşmama neden olan ise Lindt çikolatalarıydı :)

Yakında yeni maceraları ile görüşürüz :)

11 Ekim 2009 - 21:34

CeBIT Sonrası

Her yılın aksine bu defa CeBIT’te katılımcı olarak yer aldım. Desnet standında görevliydim. Fuar öncesi koşuşturma ve ne, nasıl olacak telaşı derken zaman akıp geçti.

(Nacizane blogum markanın önüne geçmesin diye size de söylemedim sevgili okuyucu. Vukutlar sayfasından takip etmiyorsan tabii ki :)

2 buçuk yıllık  “ev kadını” statüsünden sıyrılmak biraz yorucu oldu aslında. Kahvaltı, kahve keyfi, eh biraz uyku keyfi aman ev temizliği lükslerini rafa kaldırmış oldum :) Gerçi orada bir temizlik terörü estirmedim değil. Göreceğiz fuar sonrası sol kulağım çınlayacak mı :)

Yoğun bir tempoda, koşuşturmaca ve telaşın arasından, yorgun gözüksem de içten içe ben çok eğlendim. Dostlar ile görüştüm, ismen bildiğim dostların yüzlerini görme fırsatım oldu, yeni dostlar ile tanıştım. Beklediğimden çok keyifliydi.  Herkese çok teşekkürler.

Yazımı fuar boyunca dilimden düşmeyen repliğim ile bitirmek istiyorum.

IT 800 nerdeeeeeee?”

06 Ekim 2009 - 22:04

Paramarka – Cappy Limonata Çalışması

Paramarka‘dan Cappy Limonata seti geldiğinde çok sevinmiştim. Pakedin içinde renkli renkli oyun hamurları vardı. Şık bir kutu içine koyulmuş, ufak bir limonata da ilave edilmişti. Fotoğraf için hazırlık yaptığımda, hevesim kursağımda kaldı. Yoğun tempoya dayanamayan garibim makinem objektifini göstermemekte ısrarlıydı. Ha bugün, ha yarın derken çalışma bir hayli gecikti.

“Yeter, bu atalet!” deyip, Limogelin çalışmasını yapmaya başladım. Misafirlerimiz Paçacıgillerin yardımı ile çabucak bitirdim. Fotoğraf ve ışıklandırma konusunda eldeki kısıtlı imkanlar kullanarak destek sağladılar.

Çalışmayı incelemek (ve tabii ki de oy vermek) için sizi buradan uğurlayalım. Söz Wii’yi kazanırsam sizin de oynamanıza izin vereceğim. Vallaa…

29 Eylül 2009 - 20:12

B12 Vitamin Eksikliği

Güncelerimden de takip ettiğiniz üzere son 2 aydır ortalıkta Leyla gibi dolanıyordum. Ataletim çoşmuştu. İmkan olsa tüm günümü uyuyarak geçirmeye başlayacaktım. Son 10 gün boyunca ise artık alarm sesini duymamaya ve sabahları uyanman gereken saatte kalkmamaya başladım. Planlı programlı hareket etmeye çalışan ben için bu, tahminizden de çok sıkıntı veriyordu. Bir yandan üzerimdeki ağırlık, bir yandan yapmam gereken ve umduğum sürede tamamlayamadığım işler. İşin içine bir de unutkanlık eklenince, daha da çekilmez oldu.

Pazartesi ilk iş olarak doktora gidip, tahlil yapmayı kafama koymuştum. Sabahın köründe düştüm yola. Bir yandan kesin evham yaptığımı düşünüyordum, bir yandan gittikçe değişen davranışlarımı sorguluyordum.

Aklıma ilk gelen kilo kaybı yüzünden hipertiroidti. Daha sonra ellerimin ve ayaklarımın soğukluğu yüzünden demir eksikliği. Doktorun yanına girdiğimde durumu açıkladım ve bu ihtimalleri de söyledim. Düşünce işine müdahale etmek gibi olmuş :) “Kolestrol ve şekere de bakalım” dedi. “Hah, işte tam 25 bakımı oldu” dedim :) Kan tahlili için 3 tüp kan verdikten sonra, ertesi günün (yani bugün) çabuk gelmesi için dua etmeye başladım.

Sonuçları aldıktan, referans değerlerini dikkate alarak kendi değerlerimi okumaya yani anlamdırmaya çalıştım. Bir kaç değer dışında oldukça normal görünüyordu. Sıra bana gelince usul usul doktorun yanına geçtim. Bu sefer uslu olup teşhisi onun koymasını bekledim. Çok House MD seyrettik bu aralar :)

Doktorun söylediğine göre; böbrekler sorunsuz, tiroid bezi tıkırında, demir eksikliğine bağlı anemi yok, kolestrol normal. Ancak B12 vitamini yani siyanokobolamin eksikliğim varmış.

Açıkçası vitaminleri pek umursayan bir insan değilim. Oldum olası Memati misali vitamin hesabı yapmadım. Böyle bir sorun olabileceği aklıma gelmemişti.

Tedavi 5 iğne ile başladı. “Hap mı, iğne mi ?” sorusuna “En faydalısı” diyerek iğneyi seçmiş oldum. İğnelerin bitiminde tekrar tahlil yapılacak. Vücudun tepkisi izlenecek. Şaşırtıcı olansa, B12 vitaminin bulunduğu gıdaları sık tüketmem.

Benzer şeylerden şikayetçiyseniz, mutlaka doktora görünün. SSK ile uğraşmak istemiyor veya özelde masraflı olur diye çekiniyorsanız sağlık ocağına da gidebilirsiniz. Artık her ilçede laboratuarı bulunan sağlık ocakları var. Onlarda da kolaylıkla tahlil yapılıyor.

Rabbim, tedavisi olmayan hastalık vermesin :)

28 Eylül 2009 - 17:30

Lezzetin Merkezi Hammur

Normalde önceki güncemde yer alması gerekiyordu Hammur, amma velakin unutkan blogerınız günceye kendisini dahil etmeyi unutmuş. Sonrasında Hammur‘un sosyal medya temsilcisi Onur Atahan tarafından, görüldüğü her yerde iğnelenmiştir.

Hammur’da iftar aktivitesi konuşulmaya başlandığında, gitmek aklımızın ucundan bile geçmiyordu. Zira Hammur Göztepe’de ve Beylikdüzü’nden oraya gitmek demek 2-3 saat İstanbul toplu taşıma araçları ile geçirmek demek :)

İftar aktivitemiz 17 Eylül’de yapılmıştı. Ucu ucuna iftar saatine yetişmeyi başardık. Gördüklerim, duyduklarım bana kalsın. Ben yediklerimi anlatayım, menüde:

  • Düğün Çorbası (normalde pek sevmediğim bir çorba olmasına rağmen, afiyetle hüplettim ),
  • Kağıtta pastırma (mini mini hediye pakedi şeklinde ve oldukça lezzetli),
  • Peynirli börek (hafif ve lezzetli bir hamurdan yapılmış, ailece favorilerimizden biri)
  • İçli köfte (kızartılmış olmasına rağmen hafifti)
  • Mantı (acılı olarak nitelendiren mantıların acısı direkt hamurun içinde)
  • Güllaç (Ramazan ayı boyunca yediğim en iyi güllaç, ve en güzeli içinde gül suyu vardı)
  • Tel kadayıflı muhallebi (Yukarıdakileri yediğim için ancak bir çatal alabildim, ama tadı mükemmeldi)

İftar sonunda göbeği tutan ve mutlu mutlu etrafı seyreden bir grup kişiydik :)

Elimiz göbeğimizde dururken, bayram sonrasına çay partisi organize etmeye karar verdik. Çay saatinin yıldızı acıbadem ve un kurabiyesi olacak diye konuşmuştuk. Derken 27 Eylül, çay saati diye düşündüğümüz organizasyonu kahvaltı, öğle yemeği ve çay saati olarak gerçekleştirdik.

Çay saatinde menüde olanlar;

  • Simit
  • Çeşit çeşit poğaçalar
  • Pizza
  • Peynirli börek
  • Reçeller
  • Kısır
  • Patates Salatası
  • Acıbadem kurabiyesi (en iyisi :)
  • Un kurabiyesi (aslında kavalaymış sonradan öğrendim)
  • Değişik tatlı ve tuzlu kurabiyeler
  • Mantı
  • Cheesecake (arkadaşımız süpriz olarak getirdi, mükemmeldi.)

Daha aklıma gelmeyenler olabilir, zira gözüm doymamış midem patlamak üzereydi. Hammur ailesine misafirperverliği için teşekkürler. Anadolu yakasını sevdireceksiniz bana :)

Yediklerimizin bir kısmı elbette bize özel hazırlanmıştı. Yolunuz düşerse özellikle Hammur’un mantısını denemenizi tavsiye ederim. Hammur’da bulabileceğiniz ürünlere buradan bakabilirsiniz.

Hammur
Merdivenköy Ressam Salih Ermez Cad.
Gözcübaba Apt. No:42/2
Göztepe-İstanbul

*Yazarınız bu yazıyı bir tabak acılı-sarımsaklı mantı karşılığında yazmış ve henüz ödemesini almamıştır.


Sayfalar:«1234567...21»

Halet-i ruhiye

    Yeni yazılar epostanıza gelsin