" Günce" etiketli yazılar
03 Mart 2012 - 20:03

Akıllı Telefonum, Beni Nasıl Aptal Etmiş!

Durduğu yerde cızıltılar çıkarmaya başlayan iPhone’num , uzun bir süre “oha la, beni de dinlemeye almışlar” diye kasılmama neden oldu. Garanti süresinin dolmasına az bir süre kaldığı için, daha fazla kasılmayayım diye mecburen kendisini servise gönderdim.Yedek cihaz olarak dokunmatiksiz tuşlu bir telefon verdi sevgili GSM operatörüm.

Telefonun dokunmatik olmadığını anlamam 10 dakika sürdü!

Parmaklaya parmaklaya telefon kullanmaya alışan bünyem, tuşlu kullanımı bir süre reddetti. Hele o minik tuşlarla bir şeyler yazmaya çabalamak ciddi bir efor ve sabır sarfetmeme neden oldu…

Gelen ilk aramada elim ayağıma dolandı. GSM operatörün neşeli melodisini bangır bangır çalmaya devam ederken, ben gelen çağrıyı cevaplamak için telefonun başında ecel terleri döktüm.

Sessizlik!

Telefonun melodilerini kurcalamak yerine, tamamen sessize almaya karar verdim. Ancak telefonunda hiç Windows işletim sistemi görmemiş masum köylü ben, bu işlemi de 10 dakikada yapabildim. Aynı günün akşamı sevgili eşim kaloglu ilk bakışta tuşlardaki minik sessize alma kısayolunu gördü. O kadar küçük ki ilk bakışta görmemem çok doğal diye kendimi teselli ettim…

Zaman geçtikçe, aslında telefonun ne kadar sessiz olduğunu farkettim. Ne twitter mentionları, ne whatsup mesajları, ne facebook bildirimleri… Gelen çağrı ya da SMS olursa telefonda bir hareket oluyorsa, yoksa kenarda bir yerde öylece duruyordu…

Sosyalleş(eme)me

Aynı günün akşamı gittiğim toplantıda büyük çoğunluk ellerindeki telefonlarla bipbipbip mentionlaşıyor, webde geziyordu… Bense kenarda bir köşe, şarjın yüzdesini görememem ve biteceğini algılayamamam yüzünden kapanan telefonuma bakıp, “ayfonum, seni çok özledim” diye iç geçiriyordum. Her ne kadar hayatımı kolaylaştıra kolaylaştıra beni aptal durumuna soksa da… O telefonu özlüyordum…

Ne dersiniz, teknoloji akıllandıkça biz daha çok aptallaşıyor muyuz?

12 Kasım 2011 - 13:10

Klon

Bazı günler,
olsa bir klonum diyorum,
onu salsam ortaya,
gülümseyip dolansa…

Sonra ben,
geçip bir köşeye sessizce,
örtsem üstüme biraz melankoli,
ve yatırsam kafamdaki sesleri,
derin uykuya…

30 Mart 2011 - 21:38

Bazen Küçük Detaylar Gülümsetir

 

Fişi görünce gülümsemekten kendimi alamadım. Stok isimlerini giren market görevlisi bir yandan biriyle mesajlaşıyordu sanırım :)

14 Ocak 2011 - 12:52

Sırf Keyif İçin Mesela…

Sırf keyif için mesela;

üniversitede matematik okumak,
her yıl farklı bir yabancı dil öğrenmek,
çiğköfte dükkanı açmak,
bütün gün dolaşmak adalarda,
saatlerce kitap okumak,
ya da tango öğrenmek,
ıslak çimenlerde koşmak,
boyamak bir duvarı alelâde,
ya da yürümek sadece,
kod yazmak saatlerce,

İSTERDİM…

02 Mayıs 2010 - 21:37

Ama Ben O Kutuyu Atacaktım?!

3-4 aydır ne zaman bu kutuyu evden atmaya kalkışsam ya da niyetlensem bu manzara ile karşılaşıyorum. Fotoğrafta fazla belli olmuyor, ama daha acıklı birer ifade var yüzlerinde…

Yok arkadaş, karar verdim. Bugün değil ama yarın kesin bu kutuyu atacağım!

18 Mart 2010 - 09:38

Bu Yaralar Nasıl Oldu, Bilmek İster Misin?

Gülmeden durmamı yakıştıramıyorlar ya bazen,
Ben artık hep gülüyorum sayelerinde.

Sahi, bu yaralar nasıl oldu bilmek ister misin?

Yüzümde kocaman bir gülücük…

Önceleri herşey sakindi aslında,
sonra sorularıma yavaş yavaş
cevap düşmemeye başladı.

Aldırmadım…

Bekledim…

Tekrar sordum…

Bu sefer ikinci defa sorulması gerekti soruların,
tek tük düşmeye başladı cevaplar…

Beklediğim bile bile,
gecikti cevaplar…

Kısır döngüler
etrafıma dolandıkça,
geçti zaman.

Cevapsız her soruda,
çoğaldı çizgileri.
Bilinmeyenin keskin yanı,
biraz daha, biraz kanattı
gülümsememi…

Alıştım yaralanmaya..
Alıştım gülmeye…

ve ben artık sadece bir soru soruyorum.

Gülümsüyorum, yayvan ve geniş;

Sahi, bu yaralar nasıl oldu bilmek ister misin?

20 Şubat 2010 - 00:44

Bi’garip günce

:-/ Başlıklara sürekli gülücük atma bağımlılığımdan kurtulmak için bu seferki yazıma gülücükle başladım. Lütfen, bu gülücüğü başlığın devamı olarak kabul edin.

Gülücük dediğime bakma, için için içim ağlıyor bir kaç gündür…

Milyonlarından İstanbul,
Bir kişi gitti..
Kimse farkında değil,
O kişi benden gitti..

Yar’i yolcu ettim yine gurbet İzmir ellerine. “Duyan aylar yok sanacak. Gidelin 2-3 gün olmuş” diyolar demesine de, o bana teselli değil. O içimde yanan ateşe su değil…

Susuzluğuma bi damla deva, telefonda duyduğum sesin. Vurdum kendimi yollara, hiç bir yer bana yuva değil. Yar olmayınca, bu şehir bana ait değil.

Bu şehir benim değil…

Sayfalar:123456»

Halet-i ruhiye

    Yeni yazılar epostanıza gelsin